TÜRKİYE’NİN ANAYASA SINAVI




İlk Anayasamız (Kanunu Esasi), küçük bir grup aydın tarafından hazırlandı ve 1876 yılında yürürlüğe girdi. Eşzamanlı olarak bu Anayasayı kabullenen II. Abdülhamit tahta oturdu. Kısa sürede seçimler yapıldı ve Meclis-i Mebusan kuruldu. Padişahın atadığı üyelerden oluşan Meclis-i Ayan da çalışmaya başladı.

 Her türlü ayrıntı bir yana bırakılacak olursa, “Kanunu Esasi” padişahın, daha önce zaten doğal olarak var olan yetkilerini yazılı hale getirip güçlendirdi ve hatta çoğalttı. Yürütmenin başı olan padişah, sadrazam ve diğer nazırları atayıp azledebiliyor, Meclis-i Ayan üyelerini belirliyor, üst düzey atamaları gerçekleştiriyor, ordulara komuta edebiliyor, Meclisi dilediği zaman toplantıya çağırıp dilediğinde tatile gönderebiliyor, dilediği kişi için sürgün kararı verebiliyordu.

 Nitekim, Anayasa ile “hürriyet” yolunun açılabileceğini, genç padişahı kontrol altında tutabileceklerini düşünen aydınlar kısa sürede yanıldıklarını gördüler. II. Abdülhamit, Anayasanın hazırlanmasında en çok emeği geçenlerden Mithat Paşa’yı sürgüne gönderdi. Mithat Paşa kısa süre sonra boğularak öldürüldü.

 II. Abdülhamit, 1877-1878 Savaşı’nı (93 Harbi) gerekçe göstererek Meclisi tatile gönderdi ve bir daha da toplantıya çağırmadı. Her ne kadar Anayasa yürürlükte olsa da padişah, bundan sonraki otuz yıl boyunca ülkeyi tamamen kendi iradesi ile yönetti. II. Meşrutiyet’in ilanının ardından, yaşanan tecrübelerden yola çıkılarak Anayasada değişiklikler yapıldı. Padişahlık makamı daha sembolik oldu, Hükümetin ve Meclisin yetkileri güçlendirildi.

 Milli Mücadele yıllarında Kanunu Esasi yürürlükte olmakla beraber, mücadelenin daha etkili yürütülebilmesi için 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi. 1924 yılında da Anayasa tümüyle yenilendi. 1924 Anayasası tarihimizin en uzun ömürlü Anayasası oldu. 1960 yılına kadar yürürlükte kalan bu Anayasada elbette zaman zaman önemli değişiklikler yapıldı. Örneğin, laiklik ilkesi Anayasaya girdi.

 27 Mayıs 1960 tarihinde yönetime el koyan askerler yeni bir Anayasa hazırlattılar ve bu Anayasa 1961 yılında yapılan halkoylaması ile yürürlüğe girdi. Tarihimizin en özgürlükçü Anayasası bu Anayasa oldu. Kişi hak ve özgürlükleri güçlendirildi, örgütlenme yolları açıldı, Anayasa Mahkemesi gibi kurumlar oluşturuldu. Ancak, 12 Mart 1971 Muhtırası ile bu özgürlükler bir miktar kısıtlandı. Nihayetinde de 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile yeni ve otoriter bir Anayasanın yolu açıldı. Darbecilerin hazırlattığı 1982 Anayasası yine halkoylaması ile yürürlüğe girdi.1982 Anayasası, ulusal ve uluslararası koşullar değiştikçe ve elverdikçe değişikliklere uğradı ve genel olarak 1980’lerin disiplinli ve otoriter ruhunu yansıtmaktan nispi olarak uzaklaştı.

 Genel olarak bakılırsa, ilk Anayasamız küçük bir grup aydının girişimiyle, 1921 ve 1924 Anayasalarımız Meclis onayıyla, 1961 ve 1982 Anayasalarımız ise halkoylamaları ile yürürlüğe girdiler. Dünyada Anayasa geleneği en eski ülke biz değiliz ama yine de küçümsenmeyecek bir Anayasa birikimimiz oluştu. Ancak, genel olarak, her Anayasa daha kabul edildiği ilk günden başlayarak tartışmalara, itirazlara neden olmuştur. Anlaşılan, Anayasalarımız toplumsal bir mutabakattan çok o süreçte üstün olanların iradesi ile hazırlanmaktadır. Bunun yanı sıra, Anayasalarımızın genel olarak tepkisel oldukları göze çarpmaktadır. Şu anda yaşadığımız süreç de bu özellikleri taşımaktadır.

 Öyle görülüyor ki, 16 Nisan 2017 akşamı sonuç ne olursa olsun Anayasa tartışmalarımız bitmeyecektir. Tepkisel ve gücü elinde tutanın çıkarlarının ve istediklerinin yansıtıldığı Anayasa yapım sürecinden ve Anayasa içeriğinden vazgeçinceye kadar bu tartışmalar devam edecektir. O halde, şimdiden yeni bir Anayasa tartışma ve çatışma sürecimiz hayırlı olsun diyebiliriz.

 

 

 

 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları