HİLAFETİN KALDIRILMASI ÜZERİNE KISA NOTLAR...




Bundan tam 97 yıl önce, yani 3 Mart 1924 tarihinde TBMM ne verilen bir teklifle Osmanlı Devletinin teokratik mirası olan Halifelik kurumu kaldırıldı. Son halife Abdülmecid Efendi 4 Mart 1924 tarihinde bir trenle İviçre' ye gönderildi. Yine aynı tarihlerde  Osmanlı Hanedan ailesine mensup 33 kişisi erkek ve 36 kişisi de kadın olmak üzere toplam 69 kişi ülke dışına gönderildi...

Hilafetin kaldırılması ile birlikte, yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti feodal, geleneksel ve teokratik bir devlet yapısından kurtulmuş, çağdaş ,laik ve demokratik bir devlet olabilmenin en önemli teokratik engelini ortadan kaldırırılmıs oldu. Zaten Cumhuriyet yönetimi saltanat ve hilafetle bağdaşamazdı. Devletin iki başlılıktan kurtulması, hanedan ve şahıs buyruklarının yerini millet iradesine bırakması aklî ve siyasî bir zorunluluk olmuştu. Türk Milleti Kurtuluş Savaşını, saltanat ve hilafeti yaşatmak için değil, vatanını kurtarmak için yapmıştı

O dönemin adalet bakanı ( adliye vekili) Seyit Bey meclisteki konuşmasında durumu şöyle özetliyordu. Kur'anda hilafetle ilgili bir ayet ya da hüküm yoktur. Hilafet dini değil dünyevî bir konudur. Hilafet kurumu tarihsel olarak görenek ve geleneklerle oluşmuştur. Sonra zamanla kafalar, gözler ve zihinler hilafet kurumunun dinsel bir zorunluluk olduğuna inanmıştır. Millet kendi dini işlerini kendi iradesi ile düzenleyebilir ve kendisi görebilir...

M.K.Atatürk şöyle diyordu:

"Bizim dinimiz akla uygun ve en doğal bir dindir.Ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla  bilim ve tekniğe, mantığa uyması lazımdır.Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.Müslumanların toplumsal hayatında, hiç kimsenin özel bir sınıf halinde varlığını koruma hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hakkı görenler, dini emirlere uygun haraket etmiş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmek mecburiyetindeyiz.Her fert dinini, dini duygusunu, imanını öğrenmek için tek bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur."

Çağımızın demokrasileri a) laikliğe, b) hukukun üstünlüğüne, c) yurttaşların eşitliğine, d) insan haklarına, e) din  ve vicdan özgürlüğüne, f) toplumsal çoğulculuğa, g), adalet ve liyakata, h) yargı bağımsızlığına, i) fikir ve basın hürriyetine dayalı; her türlü askeri, dini ve siyasî... vesayete kapalı  modern devletin temeli olan demokrasilerdir. Yine modern demokrasilerde  etnisite, soy, din, mezhep, renk, cinsiyet, ... ve benzeri gereçlerle  çoğunluğun azınlığı ötekileştirme , aşağılama, düşmanlaştırma  ve kötüleme hakkı yoktur.

Son söz; millet egemenliğine,hukukun üstünlüğüne, laiklik ve çoğulculuk ilkesine uygun bir demokrasiye, yurttaşların eşitliğine adil ve bağımsız yargı düzenine... uymayan  devletleri çağdaş kabul etme olanağı yoktur.

Laiklik olmadan da asla  çağdaşlık olmaz.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları