1915 ERMENİ TEHCİRİ ( ZORUNLU GÖÇÜ ) ÜZERİNE KISA NOTLAR...




1915 ERMENİ TEHCİRİ ( ZORUNLU GÖÇÜ ) ÜZERİNE KISA NOTLAR...

Vatandaş soruyor. "  Hocam, Osmanlı Devleti Döneminde, 1915 Yılında meydana gelen Ermenilerle ilgili bu Tehcir ya da zorunlu göç olayı nedir.Neden 24 Nisan tarihi kullanılıyor? Acaba bir soykırım söz konusu olabilir mi? Kısaca anlatabilir mısınız?"

Açıklamaya çalışayım.

1- 1915 Yılı, dört yıl süren l. Dünya Savaşının 2. Yılıdır. Osmanlı Devleti Almanlarla işbirliği içindedir.Osmanlı Ordusu Almanların yönetim ve denetimindedir. İngiltere, Fransa, İtalya. Çarlık Rusya... karşı saftadır. Amerika Birleşik Devletleri savaşa dahil değildir. Osmanlı Devletinin,Batılı emperyalist devletler tarafından parçalanma planları yapılmıştır. Fakat bu parçalanmada alınacak paylar konusunda tam bir anlaşma yoktur.

2-  1789 Fransız ihtilalından sonra dünyada koyu bir merkeziyetçilik, ulusçuluk ve ırkçılıkla bütünleşmiş milliyetçilik akımları doğmuş ve egemen olmuştur. Milliyetçilik dürtüsünü kullanan Yunanlılar, Bulgarlar...bağımsızlık kazanarak ayrı devletler kurmuş ve Osmanlı devletinden ayrılmışlardır.

3- Ermeniler de aynı milliyetçilik duygularını kullanarak,  Batılı Devletlerin desteği ile, bağımsız bir Ermeni devleti kurmak istemektedir. Fakat bazı koşullar Ermenilerin aleyhinedir. Şöyleki:

A-Önce Ermeniler Devlet kurmak istedikleri altı  Doğu vilayetinin ( Vilayeti Sitte ) içinde nüfus çoğunluğuna sahip değillerdir. Anadolunun bir çok yerinde dağınık olarak yaşamaktadır.

B- Ermeniler, genelde Hristiyan inancında olmakla birlikte, farklı mezheplere bölünmüşlerdir. Protestan Ermeniler İngilizlerin, Katolik Ermeniler Fransızların, Ortodoks Ermeniler de Rusların denetiminde gibidir. Bu durum Emperlalistleri,kendi aralarında anlaşarak Bağımsız bir Ermeni Devleti kurulması konusunda anlaşmazlıklara sürüklemektadir. Özellikle de İngiltere ve Rusya bu konuda tam bir anlaşmazlık içindedir.

4- O Devrin Ermeni aydınlarının merkezi siyasi örgütlenme yeri İstanbul, özellikle de Robert Koleji ( şimdiki Boğaziçi Üniversitesi) dır. Batılı emperyalist devletlerle olan ana irtibatı  İstanbuldaki Ermeni  aydınları sağlamakta, Anadoludaki ayrılıkçı  Ermeni örgütlerine ( Hınçak ve Taşnak)   talimatlar yine Istanbuldaki bu merkezi Ermeni örgütünden gitmektedir. 

Osmanlı Devletine karşı, özellikle Doğu Anadolu illerinde isyan başlatarak terör ve kıyım hareketlerini de bu örgütler yapmaktadır. Başka bir söyleyişle de, Osmanlı Devleti bir yandan dış  düşmanla savaşırken öbür yandan içerde de Ermeni İsyanı ve Ermenilerin düşmanla  işbirli yapması ile karşı karşıyadır...

5- Osmanlı Devleti, 24 Nisan 1915 tarihinde, İstanbul daki Ermeni liderleri ile Anadoludaki Ermeni örgütleri arasındaki iletişimi koparmak için  İstanbuldaki merkezi  Ermeni örgütü üyelerini tutuklamıştır. Arkasından da savaş açısından stratejik önemde olan ve düşmanla işbirliği ihtimalı bulunan bazı Ermeni nüfusu, yine Osmanlı toprağı olan bazı yerlere zorunlu göçe mecbur etmiştir.

 Bu zorunlu göçe tâbi tutmada o dönemin Osmanlı Ordusunu yöneten üst rütbeli   Alman subayların öneri ve telkinleri olduğu da bilinmektedir. Ermeni ayrılıkçı liderleri 24 Nisan 1915 Yılında tutuklandığı için Ermeniler bu günü sözde soykırım günü kabul etmişlerdir.

6-  Hastalıklar, eşgüdüm- eksik ve yanlışları, güvenlik güçlerinin göç ettirilen ermenilere karşı bazı yerel aşırılıkları, hastalıklar,  yine bazı çete gruplarının göç kafilelerine baskınları, yerel halkla  karşılıklı vuruşmalar, devrin ulaşım araçlarının kıtlığı ve yetersizliği...bir çok ölüm ve kayıpların ana nedenidir.

Bundan 18 yıl kadar önce tarafımdan yapılan bir araştırmaya göre de Bu zorunlu tehcir olayında Ermenilerin insan kaybı tahminen 650.000, Türk tarafının Ermeni terör örgütlerince kaybı da yaklaşık 200.000  kişi civarındadır. Bu sayıları, yani ermeni nüfus kayıplarını  bir milyona, hatta birbuçuk milyona çıkartan abartılı bazı araştırmalar da vardır.

7- Peki Osmanlı Devleti'nin Tehcir olayı bir soykırım sayılır mı?

Soykırım sözcüğü  Birleşmiş Milletlerin 1948 

Tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde tanımlanmıştır. Bu bildirgeye göre:

A- Soykırım  olayı niceliksel, sayısal değil, niteliksel bir tanımdır. Topyekun yok etme kastı ve amacına yöneliktir. Her hangi bir ülkenin kendi yurt savunmasına yönelik bir savaşta   milyonlarca  insanın öldürülmesi soykırım değildir. Fakat, dinini, inancını, fikirlerini, mezhebini, soyunu, derisinin rengini... beğenmediğin kişi, aile, kabile, topluluk ve toplumları burada sayılan nedenlerle yok etmek ya da yok etmeye çalışmak bir soykırımdır.

Örneğin, Alman Yahudilerinin, Alman devletine karşı hiç bir ayrılıkçı, siyasi bölücü, düşmanca faaliyetleri olmadığı halde; sırf Yahudi soyu ve inancında oldukları, yapılan ve yapılacak evliliklerle, Alman soyunu kirletecekleri nedenleriyle katledilmeleri ya da fırınlarda yakılmaları tam bir soykırım ( genosit) olayıdır.Ayrıca Birleşmiş Milletlerin soykırım suçları ile ilgili kararları hukuken geriye yürümez.

B- Soykırım eylemine  resmî devlet eliyle karar verilmesi ve gerçekleştirilmesi siyasi bir karardır. Ancak soykırımın belge ve delillere dayalı olarak mahkemelerce tespit ve tescil edilmesi hukukidir. Yargı kararları ile hukuken  saptanamayan ya da  saptanamayan olgular soykırım sayılmaz. Yani soykırım mahkeme kararları ile tescil edilmiş olguları kapsar.

8- Peki Osmanlı Devletinin Ermenileri zorunlu göçe tâbi tutması ve bu olayla ilgili olarak yüzbinlerce Ermeni vatandaşının yaşamını yitirmesi soykırım mıdır?

A- Osmanlı Devleti, Kendi Ermeni yuttaşlarını, nedensiz yere, durup dururken, sırf Ermeni asıllı oldukları için değil, Osmanlıya, kendi ülkesine isyan ettikleri ve düşmanla işbirliği yaparak devlete ihanet ettikleri için zorunlu göçe tâbi tutmuştur. Eğer bu hareket bir soykırım amacı taşısaydı tüm ermeni halkını kapsar ve Ermeni nüfüs Osmanlı yurttaşlığından çıkarılırdı. Halbuki Ermenilerin tamamı  değil, sadece isyan bölgesindeki ermeniler göç ettirilmiştir.

B- Ermeni Tehcirinden sonra İngilizler İstanbulu işgal etmiş, tehcir kararı veren İttihat Terakki Partisi yetkililerini ve tehcire neden olduğuna inandıkları  150 kişi kadar Osmanlı aydınını Maltaya sürmüş, yargılamış, tüm Osmanlı  resmi belgeleri ellerinde olduğu halde  soykırıma yönelik hiç bir belge ve kanıt bulamamışlardır.

Sonuç olarak, Osmanlıların Ermenilere soykırım yaptığına dair, mahkemelerce karara bağlanmış hiç bir hukuki kanıt yoktur.

C- Türkiye Tarafı Tüm Osmanlı resmi belge arşivlerini bağımsız uzman tarihçilerin incemesine açmayı kabul ettiği halde Ermenistan bu incelemeyi kabul etmemiştir. Böylece tarihsel ve bilimsel doğrulardan kaçınmıştır.

Genel sonuç şudur:

Osmanlı Devleti yöneticilerinin Ermeni nüfusunun bir kısmını kendi topraklarının başka toprakları içindeki başka bölgelerinde yurtlandırmak üzere zorunlu göçe tâbi tutması asla bir soykırım değildir. Kendi  siyasi varlığını koruma ve vatanını savunma   iradesinin doğal bir sonucudur. Her devletin kendi varlığını koruma hakkı vardır ve bu hak doğaldır.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları