“Gençleşmeyen siyaset”




Sevgili okurlar, son yazdığım yazılara baktığımda fark ettim ki siyasette hatiplerin dile getirdiği  'Gençler siyasete girmeli, onlar bizim geleceğimiz' hamasetinin sözlerden ibaret olduğu gerçeği ortadadır.İlk yazıdaki isimlere baktığımız zaman görüyoruz ki CHP İzmir İl Başkanlığı için geçen isimlerin arasında genç bir isim yer almıyor. Bu durum sadece CHP içerisinde değil tüm partilerin yaptığı en büyük hatalardan biri. Halbuki Türkiye siyasetin gençleşmesi adına en elverişli ülkelerden.. Özellikle 68 Kuşağı ve 78 Kuşağı'nın Türkiye Konjektüründe gençliğin etkili olması ve ülke kaderini belirlemesi hafife alınmayacak örneklerden bir tanesidir. Yazının başında küçük bir kulis bilgisi vermek isterim milletvekili olmak isteyen il başkanları istifalarını verme zamanı gelmiştir...

 

Günümüz ortamına baktığımız zaman gençler siyasi partilere üye olmak istemiyor peki bunun nedenini hiç sorguladınız mı? Bir genç olarak size şunu söyleyebilirim yaşadığımız bu sistemde gençler zor yaşam şartlarında büyük sorunlar içinde ve ülkemiz adına ne yapabiliriz düşüncesini kendi aralarında ve çeşitli mecralarda rahatça ve özgürce tartışıyor. Bunu siyaset içinde yapan gençler ise parti ayırmaksızın söylüyorum ülkenin durumundan şikayetçi olsun ya da olmasın sorunları ikiye ayrılıyor.Bunları açıklamak gerekirse parti içerisinde siyaset yapan gençlerin birinci ve en büyük sorunlarından olan delegasyon savaşları ve bunun içerisinde bulunan nepotizm (akraba tutma, hemşericilik, adam kayırma). Genç, parti içerisinde belli kademelere gelebilmek için bu delegasyon sistemine hakim kendisine ait üyelerinin ve ona sürekli sen bizim geleceğimizsin diyerek ümit veren ama asla ona yer açmayan büyüklerin olması lazım.  İkinci büyük bir sorun ise parti içerisinde bu sorunların olduğu ortamlarda bir genç yaşadığı toplum için proje ve politika üretmemesi. Konumuzun başına gelecek olursak son zamanlarda gençlerin partilere üye olmayıp kendi aralarında ve farklı mecralarda siyasi tartışmalar yapmalarının sebebi partilerde yanlış giden işleyişlerdir.Gençlere politika ve proje üretebilecek alanın açılmamasıdır. Demiştik ya yazımızın başında neden bir il başkanlığı görevinde bir gencin adı geçmiyor. İşte tam yukarıda anlattığım sorunlar yüzünden.

 Evet genç arkadaşlarım bazı yollar engebelidir, taşlıdır, zordur ama şunu unutmayalım imkansız diye bir şey yoktur. Bu körelmiş, yozlaşmış siyasetin bizim gibi politika üretebilen gençlere ihtiyacı vardır. Bu ülkenin 68 ve 78 kuşağının gençlerine özgür, adil ve yaşanılacak bir Türkiye borcu vardır.

Son olarak yapılan hataları ve ülkenin son durumunu görerek geçmişe bir mektup yazdım ve umuyorum ki geçmişi kötü yazmamıza  vesile olanlara inat biz gençler geleceği güneşli günlerle kurtaracağız.

İZMİRLİ BİR GENCİN 2001 YILINA MEKTUBU

Sevgili genç kardeşim,

Bu mektubu ciddiye almanızı öneriyorum. 14 Ağustos 2001 tarihinde Türkiye yeni bir parti ile tanışacak. Bu tanışıklık ise epey uzun sürecek ve bitmek bilmeyen bir hal kazanacak, kadrolarında köklü değişiklikler olacak, ilk başlarda özgürlükçü söylemler üretilecek, '3Y ile savaşacağız bunlar ise yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar' denilecek, Ahmet gidecek Mehmet gelecek, Nebati çıkacak, Süleyman patlayacak, 17-25 tarihe ayakkabı kutuları ile geçecek, bir başbakanın 'one minute' çıkışından sonra Davos'a katılım sağlanmayacak, ülkedeki eğitim sistemi bin bir hale girecek gençler açıkta kalacak, öğretmenler atanamayacak, öğrenciler ilkokulu 4 sene okuyup ortaokulda afallayacak. Mitinglerde Kuran sallayıp, gemiciklerle gezilecek, cemaatlerle iş tutulup, tarikat yurtlarındaki gençlere tecavüz edilip bir kereden bir şey olmaz denecek, gün aşırı kadınlar öldürülecek, zenginin yargılanmadığı yozlaşan bir adalet ile katiller serbest bırakılacak. Gençler işsiz kalacak, emekliler çalışmak zorunda kalacak, fikrini söyleyen gözaltına alınacak. Şehirde parkına sahip çıkan halka çapulcu denecek. Yurtsuz kalan üniversite gençleri ayaklanınca ellerine kalem vermek yerine bileklerine kelepçe vurulacak, boyun eğmeleri istenecek, gençler boyun eğmeyerek politik tavır takınacak. Uzun lafın kısası genç arkadaşlarım bunları yaşamak istemiyorsanız bu gidişata başlamadan dur deyin çünkü

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine

 

Bir sonraki yazımda da yukarıda bahsettiğim problemlerin çözümlerine değineceğim, bir sonraki yazıda görüşmek üzere... (Editör/ Simge Tokgöz)


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları