İKTİDAR OLMAK YA DA İKTİDARDA KALABİLMEK İÇİN HER YOL MEŞRU MUDUR?




(Machiavellizm Nedir?)

Önce şunu önemle vurgulamak gerekir. Demokrasiyi ancak gerçekten demokrasi kültürünü yürekten benimseyip içselleştirirmiş toplumlar uygulayıp yaşayabilirler. Konuya siyasi rekabet sorunu ile başlayalım. Aslında haklı ve dürüst rekabet, yarışa katılacak olan siyasi taraflara, başta hukuk güvencesi ile korunmak ve kendileri de meşru ahlak ve hukuk sınırları içinde kalmak koşulu ile ,  her alanda  fırsat ve eşitliği elde ederek siyaset yapmak demektir. Bu fırsat eşitliği iktidar ve muhalefetteki tüm siyasi partileri kapsar.

Piyasa ya da liberal ekonomi teorisinde de her şey  rekabet üzerine kuruludur.  Serbest piyasa ekonomisinde rekabet adeta kutsanır. Ancak kutsanan haklı ve dürüst rekabettir. Haksız, kirli, kuraldışı ve hatta kaba güce dayalı rekabet unsurları demokratik geleneklerle, hukukla, yasalarla devre dışı bırakılmıştır. İstisnasız olarak rekabeti bozanları denetleyen  bir yargı sistemi vardır. Oyunun kurallarına uymayanlar cezalandırılır. Hatta bazı koşullarda  kural dışına çıkan  firmalar geçici ya da kalıcı olarak devre dışı kalabilir. Örneğin, uyuşturucu madde üretip serbestçe satmak her ülkede yasaktır. Bunu yapan firma temelli kapatılabilir.

Gerçek demokrasilerle yönetilen ülkelerde, siyasî partilerin rekabeti de tıpkı serbest piyasa ekonomisindeki rekabet gibi haklı ve dürüst rekabet olmalıdır. Haksız, kirli, ahlak ve kural dışı rekabet demokrasilerde değil, otoriter, totaliter, tek yanlı buyurgan rejimlerde olur. Çünkü  sağlıklı işleyen demokrasilerde siyasi partilerin  her türlü davranışları, tıpkı serbest piyasada ekonomilerinde olduğu gibi, hukuki yargı denetimine tabidir.

Denetlenemeyen iktidar zamanla giderek yozlaşır ve otoriterleşir. Ayrıca siyasi iktidarların en önemli denetim kanalları, yargı ve medya denetimi ile birlikte bizzat halk denetimidir. Halk denetimi genelde oy tercihlerini değiştirmekle olur. Çünkü gerçek demokrasilerde iktidarın merkezi sahibi halktır.

Her hangi bir partiyi ya da partileri iktidar yapmak halkın oyu ( milli irade) ile olur. Fakat bu yetki  vekalet yetkisidir. Sürekli değil geçicidir ve denetime tabidir. Ayrıca ,iktidarların kullandıkları parasal kaynakların tamamının finansmanını da  vermiş olduğu vergilerle yine halk sağlar. Bu nedenle siyasi iktidarların hem her türlü idari kararlarının ve hem de  kullandıkları parasal kaynakların bilgilerinin ulaşılabilir, doğru ve halka açık olması gerekir. Siyasî iktidarlar da, gerçek yetki sahibi olan halka karşı dürüst ve şeffaf ve denetlenebilir konumda  olmak zorundadır. Çünkü  Gerçek demokrasilerde kişiler değil kurumlar ve kurallar önemlidir.

Siyaset teorisinde siyasi aktörlere ve siyasi iktidar mensuplarına haksız, kirli, kuraldışı ve hatta ahlak dışı iktidara tırmanma ve iktidarda kalma ilkelerini öğütleyen  Batıda ilk bilinen kişi İtalyan asıllı Niccolo Machiavelli (1469-1527)dır. O'na göre insanların çoğu cahil, nankör ve çıkarıdır. İyilikten, insancıl davranışlardan anlamaz. Yönetenlerin   iktidarı elde etmelerine yarayan her araç, her yol mubahtır. Kandırma, korkutma, çıkar sağlama...Hatta işkence ve öldürme buna dahildir.  Amaç sadece iktidar olmak değil, ayrıca mevcut iktidarı koruyabilmektir. İktidar olur olmaz başta işi tutup halkı korkutup sindirmek, itaate zorlamak gerekir.

Yine Machiavelli' ye göre,  kralın gücü sınırsız ve denetimsiz olmalıdır.  Kral sadece güçlü değil aynı zamanda akıllı ve çok kurnaz olmalıdır. Örneğin aslan güçlüdür, fakat akıllı değildir. Tilki kurnazdır fakat  güçlü değildir.

Kral ikisine birden sahip olmalıdır.

 Machiavelist yaklaşıma göre kralın etrafında çeşitli insan tipleri olabilir. Çok akıllı, söz dinlemez, sadık olmayan, koşulsuz itaat etmeyen, doğruları söyleyenler makbul değildir. Bu tür insan tipleri hem iktidara ortak olmak isteyecekleri ve hatta iktidarı değiştirmek isteyebilecekleri için tehlikelidir. Mutlaka devre dışı bırakılmalıdır. Kralın etrafındakiler, güvenilir, sadık, itaat eden kişiler olmalıdır. Ancak bu güven ve sadakatte de yine sürekli denetlenmelidir. Kuşkuyu ve denetimi elden bırakmamak lazımdır.

Machiavelli,'ye göre halkın gerçekleri bilmesine lüzum ve  gerek yoktur. Çünkü halk cahildir, düşünme ve araştırma yeteneği azdır. Bu nedenle gerçeklere değil görüntüye, gösterilen ve söylenenlere odaklanır. Halk üzerinde sürekli olarak güçlü ve iyi bir ALGI YARATMAK çok önemlidir. Halk  gerçeklere değil bu algıya inandığı sürece iktidar devam eder.

Sonuç şudur. Günümüzdeki, azgelişmiş ülkeler ve çoğu  İslam ülkelerindeki göstermelik demokrasiler, gerçek laik, özgürlükçü, çoğulcu, evrensel hukuka dayalı, insan haklarına ve anayasal sınırlar içinde kalan çağdaş demokrasiler değildir. Bu tür demokrasilere, olsa olsa, göstermelik demokrasi sosu ile soslanmış örtülü bir Machiavelizm demek fazla abartılı olmasa gerekir.

 

 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları