DİNDARLIK ve DİNCİLİK?




Vatandaş soruyor, " Hocam dindarlarla dincileri birbirinden ayırt edebilir miyiz?"

Kısaca cevaplamaya çalışayım:

Dünyada insanların inancını ölçen bir İMANOMETRE ( iman ölçme cihazı ) henüz icat edilmemiştir. Ancak bu konuda, kişilerin görünür ibadet sıklıklarından ziyade, ahlaki tutum ve davranışlarına, taşıdıkları inancın dini ve ahlâkî gereklerine uygun davranıp davranmadıklarına bakarak bir şeyler söylemek mümkündür.

Sosyolojik gözlemler olarak şunlar söylenebilir.

Başta İslam dini olmak üzere, bütün dinlerin temel öğretileri toplumlardaki mevcut her türlü haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, zulüm, sömürü, ayrımcılık, yalan, hile, hırsızlık ve benzeri sorunları ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Tolumum tüm katmanlarında, insanlar arasındaki dostluğu, sevgiyi, hakça paylaşımı, dayanışmayı, kardeşliği ve barışı... egemen kılmaktır.

Ne yazık ki, Türkiye de dahil olmak üzere, çoğu İslam ülkelerinde, hak, hukuk, adalet, sevgi, dostluk, barış, kardeşlik diyenler hem dinci siyasi iktidarlar ve hem de dinci yönetimlere iktidar olma desteği veren dinci baronlar, yani dinci tarikat ve cemaat liderleri tarafından dışlanır ve hatta dinsizlikle suçlanabilirler.

Hak, hukuk, adalet, dayanışma, hakça bölüşüm, sevgi, barış, kardeşlik... diyenler genellikle solculukla, komünistlikle, din ve millet düşmanlığı ile töhmet altında tutulur.

Pratikte ise,  sözüm ona dindarlık, mevcut siyasi iktidarların yandaşı olmaya, krallara, emirlere koşul ve ebedi olarak itaat etmeye, iktidar partilerini kayıtsız, sorgusuz desteklemeye, mevcut dinci baronların sözünden çıkmamaya ve dinci iktidarlara oy vermeye indirgenir. Sanki din ve dindarlık mevcut siyasi dinci iktidarlarla başlamış gibi bir algı oluşturularak cahiller buna inandırılır.

İslam ülkelerindeki Sünni İslam mezheplerini benimseyen siyasi yönetimler, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Batılı Emperyalistlerin çıkarlarına uygun bir inanç çizgisinin dışına çıkmaz- çıkamazlar. Yeşil kuşak ve ılımlı İslam çerçeveleri, Emperyalistlerin Sünni İslam dairesinin sınırlarıdır. Eğer bu sınırlar dışına çıkanlar olursa, sınırı aşan örgüt liderleri ya da iktidar kadroları er ya da geç emperyalistlerce cezalandırılır ve değiştirilir.

Batılı Emperyalistler İslam devletlerinin teokrasiden ayrılmalarına,  sivilleşmelerine, demokratikleşmelerine ve özellikle de LAİKLEŞMELERİNE şiddetle karşıdır. Çünkü laiklik gelirse şiirlerle Sünnileri, Sünnilik içindeki mezhep, tarikat ve cemaatleri birbirlerine karşı kışkırtmak, düşmanlaştırmak ve savaştırmak mümkün olmaz. O zaman Müslümanlar birbirleri ile savaşmaz, Emperyalistlere karşı birleşebilirler. Uygarlıklar Çatışması kitabını yazan Huntington, bundan sonraki Doğu-Batı çatışmalarının uygarlık ( din ) temelli olacağını belirtmiştir. Bu nedenle İslam ülkelerindeki kaoslar, çatışmalar, düşmanlıklar ve savaşlar Batı Emperyalizminin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir.

Kanaatime göre günümüzdeki dinciliğin iki ana ölçüsü vardır.

Birinci ölçü, dinin özüne, ahlak ve adalet anlayışına, insani ve ahlâkî değerler dizgesine yürekten inanmadığı halde inanmış gibi yapmak. Dinin ibadete ilişkin ritüellerini kullanarak, mevki, makam, kadro, mülk, servet, para ve iktidar olma peşinde koşmaktır. Yani her türlü kutsal değerleri ve nesneleri halkı kandırma ve çıkar sağlama aracına dönüştürmektir.

İkinci ölçü ise, kendi iktidar saltanatını kurabilmek, eğer kurabilmiş ise de koruyabilmek için, tarihten günümüze, Batılı Emperyalistlerle işbirliği yapıp kendi öz halkını akıl ve bilim dışı eğitim ve yöntemlerle cahil, yoksul ve sefil bırakarak çağdışına itmektir.

Genelde bu iki ölçü el ele ve birlikte kullanılır. Samimi dindarlar bu iki ölçünün dışında kalanlar, ya da kalabilenlerdir. Sonuç şudur. Gerçek samimi dindarlar, hak, hukuk, adalet, sevgi, dostluk, dayanışma, hakça bölüşüm, kardeşlik, barış ve dostluk öğretilerine asla karşı çıkmazlar. Çünkü bu öğretiler dinlerin temel öğretileridir. Kendi özgür iradeleri ve akılarıyla inanırlar. Nakilci değil akılcıdır. Zaten aklı olmayanın dini de olmaz. Özgür ve dindar insanlar muktedirlerin arka bahçe neferleri ya da din baronlarının köleleri olamazlar, olmamalıdır.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları