ZİHNİYET, ÇAĞDAŞLAŞMA VE GELECEĞİMİZ ÜZERİNE KISA NOTLAR




ZİHNİYET NEDİR?

Zihniyet bir toplumdaki bireylerin yaşamın tüm alanlarını, konularını  ve olaylarını  algılama biçimi ve ona göre ortalama tutum ve davranış  kalıplarıdır. Evren, Dünya, yaratılış, İnsan, aile, bireysel tutum, toplum, din, ahlak, ibadet, ekonomi, kültür, sanat, yönetim, adalet, hukuk, etnisite, cinsiyet, demokrasi ...kısacası insanları, aileyi, bireyi, devleti doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren her şey hakkındaki düşünme, tutum ve davranış biçimidir.

Zihniyeti oluşturan başlıca faktörler de anane, gelenek, töre, din, ahlak, tecrübe...gibi teokratik ve feodal girdilerle; akıl, bilim, teknoloji, hukuk,

adalet, sivilleşme, laikleşme, demokrasi, insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü ... gibi çağdaş girdilerden  oluşmaktadır.

Geleneksel zihniyet nedir?

Feodal,  töresel, teokratik ve dogmatik düşüncelerle ve örüntülerle oluşan zihniyet yapısı geleneksel toplumlara hastır. Büyük oranda gelişmeye kapalıdır. Bu tür geleneksel  toplumların zihniyet yapıları ve düşünce biçimleri skolastiktir, Nakilcidir. Daha çok  teokrasiye, dogmatizme ve geleneklere dayanan eski düşünce ve  davranış kalıplarının yeni kuşaklara aktarılmasına dayanır. Aile ve eğitim yolu ile kuşaklar arası bilgi ve kültür aktarımı çoğu zaman fazla değişime uğramadan devam eder. Genel öğrenme biçimi sorgulamasız ezber ve öncekileri birebir taklitten ibaret kalır. Bu nedenle de olumluya doğru toplumsal değişim çok yavaştır. Hatta bazen din ve ahlak elden gidiyor bahaneleri ile tersine geri dönüşler görülebilir. Bir cümle ile özetlemek gerekirse; geleneksel feodal toplumun zihniyet yapısı teokrasi, töre, inanç ve duygu ağırlıklıdır. Özgür akıl, bilim, deney, gözlem, şüphe...dozu çok zayıftır. Bu tür geleneksel toplumlarda  kullanılan eğitim  sistemlerinin kaynakları, yöntemleri, ideolojik içerikleri  çoğunlukla eskiyi olduğu gibi güncel zamana aktarmaktan ibarettir.

Çağdaş ( modern ) zihniyet nedir?

Çağdaş zihniyet,  özgür aklın, çağdaş deneysel bilimin, şüpheci   ve eleştiriye açık düşüncenin etkin bir faktör olarak bireysel ve toplumsal düşünce biçimini,  yapısını aydınlatan ve günün değerler sistemi ve davranış kalıplarını oluşturan bir zihniyettir. Bu yeni  aydınlanmış ve çağdaşlaşmış zihniyet, aklın ve bilimin verileri ışığında; aileyi, dini, ekonomiyi, hukuku, siyasi yapıyı, eğitimi...barışçı ve üretken bir  yaşam için eski zihniyetle ilgili her şeyi eleştirel bir gözle yaşanılan çağın gereklerine uygun ve sürekli olarak  yeniden değerlendirir ve yapılandırır. Toplum zamanla dinsel yapıdan çıkarak sivilleşmiş, inanç alanı laikleşmiş, yönetim demokratikleşmiş, bilimsel ve sanatsal üretim özgürleşmiş, devlet yönetimi insan ve toplumsal ihtiyaç ve topluma hizmet odaklı adil bir yönetim kimliğine bürünmüştür.

M. Kemal Atatürk ne yapmak istedi?

Bir cümle ile; Türkiye toplumunu geleneksel, feodal, teokratik yapıdan modern bir toplum ve devlet yapısına taşımak istedi. Yapılan bütün devrimlerin amacı buydu. Temel zorluk ise şuradan geliyordu. Toplum bir aydınlanma ve zihniyet devrimini yaşamadığı için yapılan devrim, modern değerler ve modern devlet yönetiminin  kendisine sağladığı artıları yeterince anlaşılamadı. Feodal düzenin din istismarcısı siyasi baronları ile dinsel çıkarları bozulan ulemanın işbirliği hep bir karşı devrim tehlikesi yarattı...

Sonuç şudur; modern zihniyet devrimi gerçekleşmeden cehaletle baş etmek zordur. Zihniyeti çağdaşlaştırmanın en önemli kaldıracı ise çağdaş yani akılcı, bilimsel, şüpheci ve her şeyi sorgulamaya uygun laik eğitimdir.

Peki Türkiye’nin eğitim sistemi doğru yolda mı?

Kararı siz verin. Ancak ben yine de iyimserim. Cumhuriyetin kurulduğu günden zamanımıza kadar olan dönemde, feodal ve teokratik zihniyetli iktidarlara ve onların işbirlikçilerine karşın, son yıllarda halk ve özellikle de gençlik hızla uyanıyor. Uyananlar hızla artıyor ve zihniyet devrimi halka iniyor...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları