Uygarlık Tarafından, Yok Edilecek, Bir Uygarlık Çağını Yaşıyoruz!




Uygarlık ne nüfusun çokluğundan, ne büyük kentlerden, ne sanayiden, ne üretimden nede tüketimden geçer. Gerçek ölçüt kendine inanan, kendisiyle barışık, iç huzuru olan, yaşama hakkına saygılı, mutlu bireylerden geçer.

Eğitimle sanatla Özgür irade ve özgür düşünceyle kendine inanan, güvenen, mutlu, uygar, bireyler olmak için;  Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin de söylediği gibi karnınızın tok, altınızın da kuru olması, eğitim ve ruhsal gelişimi tamamlamak, egonuzu arka cebinize koymakla iş bitmiyor.

Uygarlığa yön veren ve  DEĞERLİ ya da DEĞERSİZ KILAN kişinin İDEOLOJİK BİLİNCİNDİR. Kişi bu ideoloji evreninde yol, yöntem ve yordamla ilgili bir alt bilinci vardır..Bu alt bilinçten sıyrılmak mümkün değildir..İyilikte kötülükte kişinin hayat kavramıyla ilgilidir. Kişinin eserinin özü-içeriği, formu-biçimi amaçladıklarının dışa kurulmuş aynasıdır; Hiçbir şey tesadüf değildir artık...

 

Örneğin: İlk evcilleştirilen hayvan köpek; İnsanlar avcı toplayıcılıktan tarım toplumuna geçtikten sonra ekinlerini, evlerini ve kendilerini güvende hissetmiyordu. Yabani hayvanlar ve diğer insan grupları saldırı da bulunabiliyor ve yağmalar yaşanıyordu. İnsan oğlu bu sebeple kendine yeni bir yol arkadaşı olarak evcilleştirmek için köpekleri seçti. Köpekler insanlarla çok çabuk duygusal bağ sağlayarak onlara hayatları boyunca her anlamda yardımcı oldular. Köpeklerin evcilleştirilmesi ortalama olarak 300-500 yıl arasında bir süreyi kapsamaktadır. Bütün evcil hayvanlar gibi köpeklerde istemeye istemeye insanoğluna itaat etmeyi benimsedi.

Görüldüğü üzere: kişi ideoloji evreninde kendi bilinçaltı ortaya koyarak hayvanın özgürlüğünü tamamen elinden alarak kendi çıkarları doğrultusunda hayvanın insan gibi yaşamasını istedi... Hatta günümüzde evcilleştirilen hayvanlar hemcinslerinden tamamen izole edilerek  insanlarla birlikte yaşamaya mahkum edilmekte ve   bakamayacaklarına kanat getirdiklerinde de hayvanları sokağa yabancısı oldukları hayata saldıklarında  ölüme terk etmektedirler..

Uçsuz bucaksız evrende yaşam olan sadece bir gezegen var: Dünya. 2050’de, gezegeni belki 10 milyar insanla paylaşacağız. Herkese gıda, su ve enerji sağlayacak bir gelecek yaratabiliriz. Bu bizim seçimlerimize bağlı. Binlerce canlı türünün devamlılığını sağlamak için hepimize görev düşüyor. Bu küresel sorunun çözümü için bireylerin farkında lığı, kurumların duyarlılığı ve hükümetlerin kararlılığıyla hareket edilmeli. İnsanlığın, gezegenin kaynak kapasitesinin yüzde 50 üzerinde tükettiğini biliyoruz. Artık bu gerçeği bilen hiç kimse kayıtsız kalmamalı. Bireyler olarak doğal kaynakları akılcı ve verimli kullanmanın yollarını bulmalı; toplumsal ve  bireysel farkındalık yaratmak için üstümüze düşen görevleri hakkıyla yerine getirmek uygar birey uygar toplum olmanın en önemli gerekliliğidir.

 

Yaşamımızı sürdürmek için doğal kaynaklardan yararlanırız. Hava, su, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar ve madenler doğal kaynaklarımızı oluşturur. Bitmeyecekmiş gibi görünen bu kıt kaynaklar, insanların bilinçsizce davranışları sonucu hızla azalmaktadır. Uygar kişi veya toplum kedisinin ve toplumun yaşamını idame ettirebilmesi için, bu kıt kaynakları iktisatlı kullanmak ve geleceğe aktarmakla yükümlüdür

 

Düşünceden duyguya, dilden sanata, bilimden eğitime, tarımdan endüstriye kadar her alanda akılcı, modern tekniğe dayalı uygar bir toplum için; Öncellikle kıt kaynakları iktisatlı kullanmayı, canlıların yaşam haklarına saygı duymayı içselleştirmemiz gerekmektedir.

 

İdeoloji: Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü..

 

Ör.Gör.Müjgan EMİNOĞLU

[email protected]


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları