İSLAM VE BATI ÜZERİNE KISA NOTLAR...




İSLAM dini, doğduğu Vll. Yüzyıldan Xl. Yüzyıla kadar fetihlerle genişledi. Doğuda Acem, Türk ve Hint kültürleri ile karşılaştı.Batıda ise Kuzey Afrika’dan İspanya ve Portekiz’e kadar uzandı.Bu genişleme süreci içinde kadim Grek( Yunan) ve Roma uygarlıklarının temel eserleri Süryaniler aracılığı ile Arapçaya çevrildi. Akıl ve felsefe ağırlıklı bu eserler İslam’ın idealist ve fetihçi ruhu ile birleşince oldukça görkemli bir İslam uygarlığı doğdu. Orta Doğu ve İslam dünyanın merkezi oldu. İbni Rüşt, İbni Sina ve Farabi gibi büyük düşünürler İslam uygarlığını kanatları oldular.

İSLAM, akla, felsefeye ve düşünce ve inanç özgürlüğüne dayalı bir anlayışla dünyaya ve Batıya meydan okudu. Bütün Batı dünyası, ticaret, tarım, siyaset ve yönetim anlayışında İslam merkezli bir kültürle düşünüp konuşmaya başladı.

Xl. ve Xll. Yüzyıldaki Batı Hıristiyan dünyası, İslam uygarlığının tercüme ettiği Eski Grek ve Roma eserlerini yeniden keşfetti. İbni Rüşt, İbni Sina ve Farabi gibi İslam filozoflarının eserleri Batı dillerine tercüme edildi ve üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmaya başlandı.

Batı, Grek ve Roma düşünürlerinin akıl, felsefe ve düşünce özgürlüğüne dayalı fikir yapısına sımsıkı sarıldı. Bu  yeni akli, felsefi ve bilimsel hareket Batı'da önce aydınlanma devrimine neden oldu. Bu  akıl, bilim ve felsefe temelli aydınlanma  devrimi ile birlikte bilim ve teknoloji hızla gelişti. Sanayileşme hızlandı. Halkın refah düzeyi arttı. Feodal devletler yerini halk egemenliğine ve demokrasilere dayalı ulus devletlere bıraktı.

Batı dünyası icatlar ve keşifler ve sanayileşme yolu ile doğaya ve dünyaya egemen olmaya başladı. Başka kıtalarda kurdukları koloniler nedeni ile biŕ çok ulus Batının sömürgesi durumuna düştü. Sömürge  ülkelerin ekonomik kaynakları talan edilerek Batılıların ekonomik ve sosyal kaldıracı haline geldi.

Sonuçta Dünyada her konuda liderlik Orta Doğu dan, İslam’dan Batıya geçti.

İSLAM dünyası ise, istisnalar hariç,  Xl.Yüzyıldan itibaren başlangıçtaki akla ve felsefeye dayalı özgürlükçü din ve düşünce anlayışından uzaklaşmaya başladı.Rasyonalist, akılcı ve felsefeci düşünürlerin yerini mistik düşünürler almaya başladı. Başta İmam Gazali ve benzeri düşünürlerin etkisi ile, İbni Rüşt, İbni Sina...gibi İslam düşünürleri kâfir ilan edildi. Eserleri ve düşünceleri de İslam’dan kovuldu, yasaklandı, yakıldı. Böylece İslam’ın gerileme, Batıya boyun eğme ve İslam ülkelerinin Batının sömürüsüne açılma dönemi başlamış oldu.

İslam ülkeleri kendi gerikalış nedenlerine yanlış teşhis koydular. Bu geri kalışları dinsel ibadetlerden ve yaptırımlardan uzaklaşmaya bağladılar. Dinsel baskılar ve yaptırımlar arttıkça özgürlükler daha da kısıldı.Akıl bilim ve felsefe de Batıya firar etti.

Sonuçta bilim olmayınca teknoloji üretilemedi.Teknoloji üretilemeyince de sanayileşme gelişmedi.Toplum fakir kaldı.

 İSLAM toplumları, başta petrol ve doğal gaz  kaynakları olmak üzere hammadde kaynakları bakımından  Batılı emperyalist ülkelerin sömürüsüne açık hale geldiler. Ayrıca sanayileşmiş ve gelişmiş ülkelerin ürettikleri her türlü sanayi mallarının en sadık ve en büyük müşterisi,ithalatçısı oldular.

Halbuki yukarıda açıklandığı gibi, İslam Uygarlığının yükseliş devrindeki en önemli gücü aklı ve felsefi özgür düşünce olmuştu. İslam’ın devrimci ruhu İslam Uygarlığının gelişme motoru, akıl ve özgür felsefede bu gelişmenin kanatları kanatlarıydı. Bu kanatlar kopartılınca motor uçma yeteneğini kaybetti.

Ne yazık ki günümüzde bile, İslam ülkeleri, hala kurtuluşu İslam’ın özünde mevcut olan devrimci, paylaşımcı ve dayanışmacı ruhu ile aklı, bilimi ve teknolojiyi birleştirmek yerine, Arap dili egemenliği ve Arap milliyetçiliğine dayalı feodal değerlere sımsıkı sarılmakta arıyorlar. Sömürü düzeninin devamı açısından Batı emperyalizmi de zaten  böyle olmasını istiyor.

İslam ülkeleri içinde, akla ve bilime sarılarak Batılıların tuzağına düşmekten halkını kurtaran tek ve önemli lider Mustafa  Kemal Atatürk olmuştur. Kurtuluş Savaşımız halkımıza siyasal özgürlük ve ulusal egemenlik kazandırmış, devrimler ve ilkeler de akıl, bilim ve teknolojinin yollarını açmıştır. Bu nedenle  Kendisine ne kadar teşekkür edilse azdır


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları