CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLARKEN




Cumhuriyetimiz bundan tam 95 yıl önce, 29 Ekim 1923'te ilan edilmişti.

Cumhur halk demektir, Cumhuriyet de halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelir. Kralların, padişahların, sultanların... teokratik bağlarla desteklenmiş ve güçlenmiş, kan bağına dayalı ailelere mensup şahısların yönettiği toplumlar yerine, CUMHURİYET halk egemenliğine dayalı olarak seçilmiş meclislerce oluşturulmuş iktidarlar tarafından yönetilen bir yönetim şeklidir.

 

M.K.Atatürk, 1933'de, yani Cumhuriyetimizin onuncu yılında yapmış olduğu çok önemli konuşmasında, ''Az zamanda çok ve büyük işler yaptık, bu işlerin en büyüğü; temeli Türk kahramanlığı ve Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.'' demiştir. Buradaki ''TÜRK'' kavramı, daha sonraki açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, bir ırkı değil, bir ulusu, bir milleti yani Türk Milletini belirtir. Çünkü milletsiz devlet olmaz ve kurulamaz. Zaten Atatürk'ün Türklük tanı mı da ''Türkiye Cumhuriyeti kuran TÜRKİYE halkına Türk Milleti denir'' şeklindedir. Buradan da anlaşılıyor ki, O'na göre, TÜRK tanımı Türkiye Cumhuriyetini kuran cumhurun (halkın) ortak zarf kimliğidir. Atatürk milliyetçiliği de, bu nedenle ırkçılık anlamına gelmez. Nasıl ki Fransız halkı sadece Frank'lardan ibaret değil ve çeşitli ırk, soy ve dilleri barındırıyorsa, Fransız milleti bir zarf kimlikse, aynı durum Türk ve Türkiye halkı için de söz konusudur.

 

Türkiye Cumhuriyeti tanımlaması, Atatürk'ün tüm ilke ve devrimlerini içinde barındıran büyük bir zarf ya da paket gibidir. Bu yaklaşıma göre Atatürk'ten sonra ülkeyi yönetecek olanların, Cumhuriyet ideallerine sadık kalmaları, çıkardıkları her yasanın, verdikleri her kararın, sergiledikleri tüm tutum ve davranışların Atatürk'ün tanımladığı, büyüyüp gelişip kökleşmesini istediği Türkiye Cumhuriyetini koruma, kollama ve yaşatma ideallerine uygun olması, hiç olmazsa bu ideallerle ters düşmemesi beklenir. Çünkü devrimci ruh bunu zorunlu kılar. Ne yazık ki Cumhuriyet ideallerinin bireyleri yeterince oluşamadı.

Sosyolojik olarak da, ülkede cari olacak hukuk, siyaset, dine bakış, aile anlayışı, ekonomi, eğitim, kültür, sağlık ve benzeri kurumların Atatürk'ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti ideallerine uygun bir ANAYASAL ŞEMSİYE içinde olması gerekir(di).

 

Peki böyle olmuş mudur, ne yazık ki genellikle hayır. Bir yandan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin(SSCB) yarattığı komünizm korkusu, bir yandan Başta ABD olmak üzere, Batı kapitalizminin, SSCB tehdidine karşı vaat ettiği Batı toplumuna kabul ve korumalar için istediği ödünler, öbür yandan ülke içindeki karşı devrimci, bölücü güçlerin sistematik ve sürekli çabaları, ayrıca siyasi iktidar olmak isteyenlerin bu iç ve dış Atatürk ve Cumhuriyet karşıtları ile sürekli işbirlikleri ta 1945 li yıllardan beri Cumhuriyetimizi içeriden ve dışarıdan kemirmeye devam etmektedir.

 

Cumhuriyet idealleri donmuş kalıplar değildir. Devrimcilik ilkesi, devrimlerin özüne dokunmadan Atatürkçülüğü sürekli çağdaşlaştıran ve güncelleştiren bir süreç olarak anlaşılmalıdır. Sürekli devrimcilik bu anlamdadır.

 

12 Eylül 1980 öncesindeki anarşi ve terör ortamında, karanlık güç odakları tarafından fiziki varlığına son verilen Sayın Prof Dr.Cavit Orhan Tütengil'e göre Cumhuriyeti yaşatmak ve taçlandırmak için Atatürk'ü doğru anlamak ve tamamlamak gerekmektedir. Bunun için, Atatürk ilke ve devrimlerinin temellerini aklın ve bilimin ışığında doğru anlayıp devrimci özden sapmadan Türkiye Cumhuriyetinin gerçek bir demokrasi ile donatılması lazımdır. Ancak Atatürk'ün söylemiyle 'Egemenlik kayıtsız ve koşulsuz milletindir.'' ilkesini hiç unutmamak gerekir.

 

Atatürk diyor ki ''Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.''

 

Peki umutsuz mu olalım, kesinlikle hayır. Bu Düşünce Atatürkçülere hiç yakışmaz .Yine Atatürk diyor ki ''Benim naçiz vücudum elbette bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.''

Son söz. GECELER NE KADAR UZUN OLURSA OLSUN GÜNEŞ MUTLAKA DOĞAR. O ZAMAN DA BÜTÜN YILDIZLARIN HEPSİ SİLİNİR GİDER.

 

Halkımızın Cumhuriyet bayramı kutlu olsun.

26.10.2018 Prof.Dr.Halil ÇİVİ


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları