DEVRİM YASALARI




DEVRİM YASALARI

3 Mart 1924 tarihinde TBMM’nde ardı ardına alınan kararlarla, Halifelik kurumu kaldırıldı, Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu, Erkan-ı Harbiye Vekaleti Genelkurmay Başkanlığı’na dönüştürüldü ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. Her birisi çok önemli olan bu kararlarla 3 Mart gününü tarihimizdeki en önemli günlerden birisi olarak kabul edebiliriz.

Devrim yasaları olarak da tanımlanan bu düzenlemelerle Türk devlet ve toplumunun, Atatürk’ün deyişiyle “çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkma” hedefine doğru çok önemli bir adım atılmıştır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, savaşı yöneten önder kadronun içindekilerden pek çoğu için bile hedef, Misak-ı Milli olarak tanımlanan vatan topraklarını düşman işgalinden kurtarmaktı. Daha sonra da Osmanlı düzeninin aynen kalabileceğinin hayali içindeydiler. Atatürk de elbette, Misak-ı Milli topraklarının kurtarılması hedefini paylaşmakla birlikte, onun için asıl olan düşman işgali sona erdikten sonra atılması gereken adımlardı.

Bu nedenle, Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında bir yandan askeri işleri büyük bir dirayetle yönetirken, diğer yandan da devlet aygıtını köhnemiş kurumlardan temizlemeyi, din ve devlet işlerini, askerlik ve siyaseti ayırmayı, çağdaş, laik, ulusal bir eğitim sistemi kurmayı düşünüyordu.

Gerçekte, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında yaşanılan ekonomik, mali, diplomatik, siyasal, askeri problemler ve toprak kayıpları o nesli çözüm yolları aramaya itmişti. II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı yıllarında bazı değişim ve dönüşüm çabaları olmuşsa da etkili ve kalıcı sonuçlar alınamamıştı. Örneğin, okuma yazmayı kolaylaştırmak için alfabede değişiklik yapılması, kapitülasyonların kaldırılması vb. konularda atılan adımlar başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Bütün bu sonuçsuz girişimlerin tanığı olan Atatürk, daha gençlik yıllarında oluşturmaya başladığı düşüncelerini Kurtuluş Savaşı yıllarında olgunlaştırarak, savaştan sonra Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyine yükseltecek, tam bağımsız ve özgürlük sağlayacak adımları hızla atmayı başardı.

3 Mart 1924 tarihinde yapılan düzenlemeler, bu düşüncelerin bir parçası, hatta en önemli parçasıdırlar. Eğitimde çağdaşlık, laiklik ve ulusallıktan, din ve devlet işlerinin, askerlik ve siyasetin ayrı olmasından, köhnemiş ve işlevsizleşmiş kurumları tarihe gömmekten bahsettiğimize göre, elbette bu bir devrimdir.

 

Bu adımları önemsizleştirme, işlevsizleştirme çabaları Türk toplumunu çağdaş dünyadan koparma, tam bağımsızlığını zedeleme, bireysel özgürlüğünü yok etme girişimleridir. Devrim yasalarının ciddiyetle korunması ve içerdiği anlama uygun bir biçimde uygulanması Türkiye açısından bir beka sorunudur.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları