KURTULUŞ SAVAŞI ANKARASI’NIN SOSYO EKONOMİK YAPISI




27 Aralık 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın gelişinden itibaren, Ankara, kurtuluş mücadelesinde giderek ağırlığını hissettiren bir yer, Mustafa Kemal Paşa da ağırlığını artıran ve iradesini kabul ettiren bir lider haline gelmeye başlamıştır. Özellikle İstanbul’un 16 Mart 1920 tarihinde işgalinin ardından Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi bu şehrin ön plana çıkmasında önemli rol oynamış, Mustafa Kemal Paşa’nın da liderliğini perçinlemişti. 

Ankara, o yıllarda, bugün Ulus olarak bilinen mıntıkada bulunan Ankara Kalesi çevresinde kümelenmiş evlerden ibaretti. Halen canlı bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyan bu alanda o yıllar, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında İttihat ve Terakki Fırkası’nın binası olarak inşasına başlanan ve 23 Nisan 1920 tarihinden itibaren 1924 yılına kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak hizmet gören ve günümüzde de Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak korunan bina, Taşhan adlı han, ticaret hayatı için önemli olan Karaoğlan Çarşısı gibi alanlar ve az sayıda resmi binalar bulunmaktaydı. İkamet edilen evlerin çoğu da bu civarda idi. Ulus’ta Hacı Bayram Camii ve Samanpazarı mevkiinde de Mehmet Akif Ersoy’un da ikamet ettiği ve şimdi Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampusu içinde kalan Taceddin Dergahı gibi kutsal kabul edilen yerler Ankara’nın ve Ankaralıların manevi kimliğini, sosyoekonomik durumunu gösteren mekanlardı. 1892’de açılan demiryolu hattı ise Ankara’nın Batı Anadolu ile bağlantısını sağlayan ve Milli Mücadele’nin merkezi olarak belirlenmesinde rol oynayan önemli bir ulaşım olanağı idi. 

Bugün şehir sınırları içinde kalan Çankaya, Seyranbağları, Dikmen, Keklikpınarı, Çukurambar gibi yerler Ankara’nın yakınlarındaki köy yerleşim yerleri veya tarım alanları idiler. Seyranbağları ve Çankaya sırtları varlıklı Ankaralıların bağlarının ve bağ evlerinin bulunduğu alanlardı. Varlıklı Ankaralılar kış aylarını Ulus’taki evlerinde, yaz aylarını ise bağ evlerinde geçirirlerdi. Bugün Ankara’nın en merkezi noktalarından olan Gençlik Parkı, Radyoevi, Opera ve Sıhhiye dahil olmak üzere yukarıda bahsedilen alanlara kadar olan yerler boş ve çoğunlukla bataklık alanlardı. Kış aylarında Sıhhiye civarına kadar kurtların indiği görüldüğünden Sıhhiye’den ötede ikamet eden yakınlarına misafirliğe giden Ankaralılar vakit geç olunca geri dönmez, artık yatıya kalırlardı. 

Her küçük yerleşim yerinde olduğu gibi Ankara’da da yeni gelenlere yetecek kadar kiralık ev bulmak mümkün değildi. Ankara’ya yeni gelenlerin konaklayabilecekleri otel ya da o zamanki deyişle han gibi konaklama yerleri çok azdı. Bu nedenle Ankara yerlilerinin evlerinin bir veya birkaç odasının veya ev iki katlı ise bir katının kiraya verilmesi için ikna edilmeleri gerekiyordu ve bu başlangıçta güçtü. Buna rağmen, başlangıçta, özellikle bekar veya ailesini yanında getirmeyen mebusların bazı okulların dersliklerinde koğuş usulü ikamet etmek zorunda kaldıkları bile oldu. 

Milli Mücadele’nin en yoğun yaşandığı yıllar Ankara’da güvenlik sorunlarının da en yüksek düzeyde olduğu yıllardı. Yıllar boyunca devam eden savaşlara insan gücü sağlayan, ağır savaş vergileri ile ekonomik açıdan çöküntü yaşayan Anadolu’da, devlet otoritesinin de işlemez hale gelmesi ile artan, bilhassa asker kaçaklarının yarattığı güvenlik sorunlarının doğal olduğu düşünülebilir. Ancak, özellikle 1920 yılı boyunca Büyük Millet Meclisi’nin ortadan kaldırılması için gerek İtilaf Devletleri, gerekse İstanbul Hükümetleri tarafından kışkırtılan, yönlendirilen, desteklenen, silahlandırılan çeteler ve diğer silahlı güçler Ankara yakınlarına kadar sokulabilmişler, zaman zaman büyük tehlikeler yaratabilmişlerdi. Hatta Mustafa Kemal Paşa da dahil olmak üzere bir baskına uğranılması durumunda kimin nerede konumlanacağı, kimin nereden ateş edeceği gibi konular gündemde olmuştu. Ankara’daki milli kuvvetler başlangıçta çok zayıftı ve bu nedenle endişe duyulmaktaydı.

Ancak, Ankara, her şeye rağmen Kurtuluş Savaşı’nın yükünü büyük ölçüde omuzlamayı başardı. Atatürk ve takipçilerini destekledi ve mücadelenin merkezi olma onurunu gururla üstlenerek modern Türkiye’nin başkenti olmaya da hak kazandı.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları