Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?




Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?

Son günlerde ABD Dolar fiyatının hızla yükselmesi, ekonomik sorunların yoğun bir şekilde tartışılmasına neden olmaya başladı. Peki dolar fiyatı neden aşırı bir yükselme eğilimine girdi? İşsizlik neden %11’lerin üzerine çıktı? Genç işsizlerin oranı niye %20 sınırını zorluyor? Ekonomik büyüme hızı niçin aşağılara çekildi? Kapanan iş yerlerinin sayısı niçin artıyor? Tasarruf sahipleri niçin Türk Lirası’ndan dolara yöneliyor? Bu ve benzeri sorular çoğaltılabilir.

Türkiye ekonomisi özellikle 2008 yılından günümüze bir yavaşlama ve kan kaybetme sürecine girmiştir. Bu yavaşlamanın temel nedeni Türkiye ekonomisinin yapısal hastalıklarına dayanır. Bu hastalıkların ve kan kaybının nedenleri kısaca şöyle açıklanabilir:

Türkiye ekonomisinde reel sektör ve üretim unutuldu ya da çok arka planda kaldı. Üretim ekonomisi yerini rant ekonomisine bıraktı. Başta iç ve dış borçlardaki hızlı artışlar ve küresel finansal hareketlerinden oluşan ekonomi yönetimi tıkanma noktasına geldi. Reel sektör gelişmez, yatırım ve üretim artmazsa istihdam genişlemezse işsizlik artar. İhracat geriler ve ekonomi döviz kazanamaz. Bu durum içeride devlet bütçesinin açık vermesine, dışarı ile ilişkilerinde de ödemeleri bilançosu açıklarına neden olur. O halde acilen reel sektörün yani üretimin desteklemesine ihtiyaç vardır. Üretip satamayan dövizde kazanamaz.

Türkiye ekonomisi teknoloji ve özellikle de ileri teknoloji ürünleri üretemiyor. Araştırma ve geliştirme (AR-GE) çalışmaları yetersiz. Başta cep telefonları olmak üzere, iletişim ve elektronik alanında dışa bağımlılık söz konusudur. Bu durum büyük döviz kaybına neden oluyor. Mevcut çarkın tersine dönmesi, yani ileri teknolojiyle ürünlerin üretilmesi gerekiyor.

            Türkiye’de başta otomotiv sanayisi satışı olmak üzere, ihraç ürünlerindeki yerli üretimin payı çok azaldı. Türkiye’nin ihracat yapabilmesi için önce ithalat yapması gerekiyor. Örneğin, ortalama olarak, 100 dolarlık ihracatın içerisindeki yerli üretimin payı yaklaşık %25 dolaylarında. Başka bir söyleyişle, 100 milyar dolarlık ihracat yapmak için önce 75 milyar dolar ithalat yapıp döviz harcamanız lazım. Bu ticaretteki net döviz kazancınız 100 milyar dolar değil 25 milyar oluyor. Petrol ve doğalgazda yani enerjide dışa bağımlılık söz konusu. Bu durum ödemeler bilançosu dengesini Türkiye aleyhine bozan bir durum.

Türkiye’de tarım sektörü 24 Ocak 1980 istikrar kararlarından beri yeterince desteklenmedi ve ihmal edilmeye devam ediyor. Üretim desteklenmesi yerine, ekilmeyen-boş bırakılan tarım arazilerine dönüm başına ödenek verildi. Sığır ve koyun popülasyonunda büyük azalmalar oldu. Döviz pahalı geldiği için tarımsal girdi fiyatları arttı. Tarımsal kooperatifler ihmal edildiği için tarımsal üreticilerin pazarlık güçleri azaldı. Gelirleri düştü. Et fiyatı hızla yükseldi. Tarımsal destekleme kuruluşları ve örnek tarım işletmeleri elden çıkartıldı. Ülke tarımı birçok alanda dışa bağımlı hale geldi.

            Başta T.C. Merkez Bankası yönetimi olmak üzere, finans sektörü, teknik ve ekonomik nedenlerle dayanamayan siyasi telkin ve müdahalelerle açık hale geldi. Serbest piyasa ekonomisinden, yarı kumanda ekonomisine doğru yol alındı. Özellikle faizin oluşumuna müdahale Türk lirasının değer kaybına neden oldu.

            Rus savaş uçağının düşürülmesi, terörle mücadele, ABD seçimlerinin ve ABD merkez bankasının daraltıcı politikaları, Türkiye’deki OHAL durumu ve AB ile gerilime ek olarak piyasaları tedirgin eden bazı siyasi demeçler ise ekonomik dengesizlikleri arttırdı.

 

Maddelenen tüm sorunların çözümlenmesi; acilen reel yapısal reformları tamamlayıp üretim ekonomisine hızla geri dönmektir. 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları