ALİ YİĞİT’İN AĞZINDAN ÇIKARDIĞI BAKLA




ALİ YİĞİT’İN AĞZINDAN ÇIKARDIĞI BAKLA

CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit, Kayseri’de partililere yönelik yaptığı bir konuşma esnasında AK Parti Hükümeti’nin dış politikasını eleştirmiş ve özellikle AB ile ilişkilerin durdurulmasına tepki göstermişti.

Yapmış olduğu konuşma esnasında Türkiye’nin AK Parti Hükümeti gibi düşünmediğini belirtmek maksadında "Biz Avrupalı olmaya hazırız. Hele İzmirliler bu işe çok hazırlar. Orası demokrasiye açılan, Avrupa’ya açılan bir kapı gibidir. Biz bazen diyoruz ki 'Gerekirse de İzmir ayrılsın' yani biz istemeyiz, bu şartlarda bunlarla yaşamayı" bir değerlendirme yaptı.

Yiğit daha sonra yaptığı başka bir açıklamada sözlerinin çarpıtıldığını, konuşmasında “Türkiye bölünsün”  tarzı bir anlam bunmadığını belirtti. Gayesinin yaptığı konuşmaya mizahi bir söylem katmak olduğu anlaşılıyor. Lakin hiçbir şey sınırsız özgür olmadığı gibi mizah da sınırsız bir özgürlüğe sahip değildir. Bazı konular üzerinden mizah yapılamaz. Bunlara, din, ahlak, namus, ar ve milli değerleri katabiliriz. Yiğit’in bu kadar gündem olmasını sağlayan ana sebebinde bu olduğunu düşünüyorum.

Lakin Yiğit’in yaptığı konuşmada ve daha birçok CHP’linin söyleminde AB’yi bu denli vazgeçilmez görmesini anlamak gerçekten güçtür. AB bu kadar önemli midir? Vazgeçilmez midir? AB değerleri Avrupai midir yoksa insani midir? Şimdi bu soruları mantık dairesi içerisinde cevaplamaya çalışalım. AB bu kadar önemli değildir. Çünkü Türkiye gibi tarihi yıkımlarla ve krizlerle dolu bir ülke her şeye rağmen bu durumdaysa bundan sonra da AB’siz uzun bir müddet kendi kendine yetebilir. Vazgeçilmez midir sorusunu yalnızca İngiltere ile cevaplamak istiyorum. AB değerlerini kabul etmek, hayata geçirmek için AB’ye katılmaya ve ya Avrupai olmaya gerek yok ki. Japonya, Güney Kore, Hong Kong, Arjantin, İsrail AB üyesi ya da Avrupai bir kültür müdür, hayır.  Lakin bu ülkeler mantıklı politikalar güderek hem toplumsal olarak hem de ekonomik olarak ilerlemiş devletlerdir.  Demek ki, AB o kadar önemli değildir. Hele bu AB, Türkiye’yi dizayn etmeye yeltenirse düşmandan gayri bir şey değildir. Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır sözünün kime ait olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım.

AB’nin dışında bir de İzmir mevzusu var. İzmir çağdaş, demokrat ve Avrupai bir kentmiş. Kime göre? Bence İzmir, Yörük-Efe kültürünü yaşatan, Türk geleneklerini zamana yorumlamış ve anlayışlı bir kenttir. Avrupai filan değildir. Alsancak, Küçük Park vb. yerler öyle bir görüntü çizse de İzmir yalnızca oralardan ibaret değildir. İzmir, kuzeyinden güneyine batısından doğusuna Türk kültürünün ve Türkçenin hâkim olduğu bir Türk yurdudur.

Ali Yiğit’in ülke gündemine girmesiyle birlikte sosyal medyada da o sözleri sloganlaştıran bir çevre hemen oluştu. Türkiye’deki siyasal ortamdan dolayı burada yaşamak istemiyorlarmış. O halde gidin! Nereye mi? Canınız nereye isterse, vaktiyle alkışlayarak karşıladığınız Yunanistan’a, methiyeler dizdiğiniz Moskova’ya, şimdi hayran olduğunuz Brüksel’e. Kimse kimseyi zorla bu ülkede tutmuyor. Sonuçta Basmane’de botlar satılıyor. Bir tane alırsınız ve yaşamak istemediğiniz bu ülkeden gidersiniz. AB’yi kendine tek çıkar yol görenler, Avrupai bir birey olmak isteyenler, Türklükten utanan kişi ve ya kişiler böyle bir talepte elbette bulunabilir. Ne de olsa demokrasi var. Ama dedeleri Batı Anadolu dağlarında destan yazmış İzmirlilerin Türkiye’den ayrılacağını ve ya Türk kültürünü unutup Avrupalılaşacağını düşünmek, iddia etmek gülünçtür.

 

Bu gülünç iddiaları gündeme taşıyanlar, millet eliyle tarih boyunca ana muhalefet kalmaya mahkum olacaklardır.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları